Site Rengi

DOLAR 8,058
EURO 9,6752
ALTIN 460,486
BIST 1408,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır Mı?

01.01.2019
73
A+
A-

“Su gibi aziz ol” adlı bir yazımda sudan, suyun ilginçliklerinden bahsetmiştim. Mesela her şey yerçekimi kuralına uyuyorken, her ne kadar akan su, göl, deniz, okyanus suları yerçekimine uygun hareket ediyor olsa da buharlaşan su, ağaçların, çimlerin ve çiçeklerim topraktan kökleri vasıtasıyla emerek aldığı su, yer çekimine aykırı davranarak bitkinin dalına, yaprağına ve çiçeğine kadar yükselirken yer çekimine aykırı hareket etmektedir.

Yine her bir madde ısındığında yada ısıtıldığında genleşip büyümesine, soğutulduğunda ise büzüşüp küçülmesine rağmen; su tam tersi bir özellik sergileyerek ilginç bir şekilde ısıtıldığında küçülmekte, soğutulduğunda ise hacmi genişleyip artmaktadır.

Suyun elbette birçok ilginç özelliği vardır. Ancak, bahsetmek istediğim ilginç olan bir başka özelliği ise şudur; gerek yağmur olarak yeryüzüne inen suyun her bir damlacığı olsun ve gerekse suyun katı hali olan kar tanelerinin olsun her bir tanesi bir birine benziyor olsa da hiçbir tanesinin diğeri ile aynı olmadığı hususu çok ilginçtir. Ancak ilginç olmasının yanında bir o kadar da mucizevî bir şeydir.

Suyun bu mucizevî özelliği bana insanların parmak uçlarının bir birine çok benziyor olmasına rağmen aynı olmayışı hususunu hatırlattı. İlk insandan bugüne kadar yaşamış tüm insanların parmak uçları birbirinden farklıdır. İnsan parmak uçlarının birbirinden farklı olduğunun anlaşılmaya başlandığı 1850’lerden beri her insanın parmak ucu adeta kendisinin kimlik kartı olmuştur. Hatta kimlikte hata olur belki ama parmak ucunda yanılma yoktur. Konu buraya gelmişken parmak uçlarındaki bu mucizevî durum Allah’ın kitabında şöyle ifade edilmektedir: “ insan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor. Evet, Bizim onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter” ( Kıyame Suresi:3-4).

Parmaklardaki bütün incelik, bütün sır onun uçlarındadır. Parmaklarda ve parmak uçlarındaki sanat, dokunma duyusu, dokunma duyusuna ait bu duyarlılık yani mucizevi özellik parmakların uçlarında gizlidir. Onun için bir işin kime ait olduğunu ifade için: bu işte filancanın parmağı var, deriz.

Elbette ki bu da başka bir mucize ancak, bu günkü yazımda; ne yeryüzüne inen milyarlarca sayıda yağmur damlalarının yada yağan milyarlarca sayıdaki kar tanelerinin yada dünya üzerinde yaşayan yedi milyardan fazla insanın her birinin parmak uçlarının aynı olmadığından da bahsetmeyeceğim.

Ben bugün güzel sözün etki gücünün, tesir gücünün üstünde durmaya çalışacağım. Denilebilir ki ne alaka sudan başladın sözün tesir gücüne atladın.

Bu dönemin başında okullarımızda görevlendirdiğimiz ücretli öğretmenlere yönelik bir program düzenlemiştik. O programda öğretmen arkadaşlarıma bir selamlama konuşması yapmıştım. Peygamber efendimizin: “ Güler yüz, Güzel Söz Sadakadır” Hadisi şerifinden hareketle arkadaşlarıma da okul idarelerine, birbirlerine, öğrencilerine ve velilerine iyi davranmaları; güler yüzlü olup güzel sözler söylemelerini tavsiye eden bir konuşma yapmıştım.

Hani insan bir programda konuşma yapacağı zaman eğer konuşmasını kâğıda dökmemişse irticalen konuşacaksa sahneye çıkmazdan önce neylerden bahsedebilirim diye konuşacağı ana başlıkları zihninden geçirir. Ancak sahnede konuşma esnasında sahnede olmanın, bütün gözlerin konuşmacının üzerinde olmanın verdiği haleti ruhiye ile bazen heyecandan konuşacaklarının bazılarını yaparken bazılarını da unutur.

İşte o gün güzel söz söylendiğinde sadece insan değil, suya bile söylendiğinde suyun da söylenen güzel yada kötü sözden etkilendiğinden bahsetmek istemiştim. Ancak insana söylenen kısmını ifade ederken suya söylendiğinde suyunda söylenen sözden, tavır ve davranışlardan etkilendiğini kısmını unutmuştum.

Bugün sözün insana söylendiğinde nasıl etki gücü varsa suya söylendiğinde suya da tesir ettiği hususuna değinmek istiyorum. Bir Japon araştırmacı olan Masaru Emoto suyun üzerinde yaptığı bir araştırmada çektiği su fotoğrafları ile bunu fark etmiş. 2004 yılında Türkçeye çevrilen ve Türkçesi “Suyun Gizli Mesajı “ adlı kitabında eksi beş derecede dondurulmuş su örneklerini çekebilme özelliğine sahip fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğraflarda insan eli değmemiş suların çok güzel olduğunu ancak musluk sularının yada kirli su kaynaklarından alınan suların çekilen fotoğraflarının çok bozuk kristal görüntülerde olduğunu tespit etmiş.

Dr. Emoto: suyun ve su moleküllerinin insanın ağzından çıkan sözlerden hatta insanın duygu ve düşüncelerinden de etkilendiğini fark etmiş.
Suyun güzel yada kötü sözlerden, dinlettirilen müzikten, insanın o anki hissedilen duygu ve düşüncelerinden dahi etkilendiğini ve değişim gösterdiğini çektiği fotoğraflarla ortaya koymuş.

Tam da burada aklıma hemen peygamber efendimizin suyu içmeden önce besmele çekmemizi tavsiye eden hadisi şerifi geldi aklıma. “Su içerken Besmele çek, bitince de Elhamdulillah de ve üç nefeste için!”
Suya bile söylenince suyun dahi etkilendiği güzel sözden, insanoğlu etkilenmez mi hiç.

O zaman son söz olarak, güler yüz, güzel söz sadakadır. Birbirimize gülümsemekten ve güzel söz söylemekten cimrilik etmeyelim. Son söz olarak Şems-i Tebrizi derki: Tebessüm bedavadır; vereni üzmez, alanı mutlu eder. Sizde etrafınızdaki insanları mutlu etmek istemez misiniz ?

ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.