Site Rengi

DOLAR 8,3234
EURO 10,0221
ALTIN 479,026
BIST 1420
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Erdoğan: İslam düşmanlığı karşısında sessiz kalma lüksümüz yoktur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birçok batılı devlette Müslümanlara yönelik hukuksuzluklar sıradan bir vaka haline gelmiştir. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla mücadele etmek, o topraklarda yaşayan kardeşlerimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Milyonlarca insanımızın hak ve hukukunu kifayetsiz siyasetçilerin ihtiraslarına kurban edemeyiz” dedi.

Erdoğan: İslam düşmanlığı karşısında sessiz kalma lüksümüz yoktur
25.11.2020
27
A+
A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden 36’ncı İslam İş birliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İş birliği Daimi Komitesi (ISEDAK) toplantısı açılış oturumuna canlı bağlantıyla katıldı. Erdoğan, koronavirüs salgınının din, dil, ırk ayrımı gözetmeden tüm insanlığın aynı kaderi paylaştığını ve aynı gemide olduğunu hatırlattığını bildirdi. Erdoğan, “Salgın aynı zamanda, planlı hareket etmenin, gereken yatırımları zamanında yaparak acil müdahale ve krizlerle baş edebilme kabiliyetimizi güçlendirebilmenin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. İslam İş birliği Teşkilatı üyesi ülkeler olarak, hepimizin bu gerçekler ışığında adımlarımızı planlamamız gerektiğine inanıyorum. Sağlık boyutunun yanı sıra, salgının ekonomik etkilerini azaltmak, üretim ve talebin devamlılığını sağlamak için, elimizdeki imkanları seferber etmeliyiz. Malumunuz turizm salgının en çok vurduğu sektörlerin başında geliyor. Özellikle bu yılki oturumun da temasını oluşturan turizm sektörümüzle rekabetin ve girişimciliğin güçlendirilmesini gayet başarılı bir şekilde göstermeliyiz. Dış ticaretimizin de salgın sürecinde ağır bir tahribat yaşamaması için, ticareti teşvik edici ve kolaylaştırıcı önlemleri devreye sokmalıyız” dedi.

‘HELAL GIDA ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURMALIYIZ’

İSEDAK kapsamında üye ülkeler arasındaki ticaretin artırılmasına yönelik adımların önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam İş birliği Teşkilatı’nın tercihli ticaret sisteminin uygulamaya konulmasına yönelik harcanan çabaları takdirle karşılıyorum. 2021 yılı başında yapılmasını teklif ettiğimiz ticaret müzakereleri komitesi toplantısı, sistemin yürürlüğe girmesi için kritik bir adım olacaktır. İstanbul Tahkim Merkezi’nin kurumsal yapısını tamamlayabilmesi için gerekli kurulların teşekkülünü de hızlandırmalıyız. Teşkilat olarak, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken diğer konu helal gıdadır. Helal gıda standardı ve belgelendirilmesine yönelik faaliyetlerimizi bir süredir devam ettiriyoruz. Ancak tüm çabalarımıza rağmen halen ülkelerimiz arasında arzu ettiğimiz koordinasyonu tesis edemedik. İslam Ticaret Odası’nı, İslam ülkeleri standartlar ve metroloji enstitüsü ile iş birliği halinde gereken gayreti göstermeye davet ediyorum” diye konuştu. 

‘İSLAM DÜŞMANLIĞI KARŞISINDA SESSİZ KALMA LÜKSÜMÜZ YOKTUR’

Erdoğan, Müslümanlar olarak bu yıl sadece salgınla değil, aynı zamanda batı ülkelerinde yükselen İslam düşmanlığıyla da mücadele ettiklerini söyledi. “Bu ülkelerde yaşayan kardeşlerimize ait iş yerleri, evler, ibadethaneler, okullar hemen her gün Neonazilerin saldırısına maruz kalıyor” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Müslüman kadınlar başörtülerinden dolayı sokakta, çarşıda, otobüste, vapurda ya hakarete ya da fiili tacize uğruyor. Düşünce ve basın özgürlüğü kılıfı altında mukaddes değerlerimiz çiğnenirken, peygamberimize yönelik alçakça saldırılar düzenleniyor. Bugün lafa gelince demokrasiyi kimseye bırakmayan, birçok batılı devlette Müslümanlara yönelik hukuksuzluklar sıradan bir vaka haline gelmiştir. Hatta İslam ve Müslüman düşmanlığı kimi Avrupa ülkelerinde bizzat devlet başkanı seviyesinde himaye edilen bir bir politikaya dönüşmüştür. 2’nci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’daki Musevilere karşı yürütülen linç ve nefret kampanyasının aynısına bugün Müslümanlar muhatap olmaktadır. Tıpkı 1940’ların Avrupalı Yahudileri gibi Müslümanlar dışlanmakta, ötekileştirilmekte, medya ve siyasetçiler eliyle bir günah keçisi haline getirilmektedir. Bu nefret furyasında sadece Müslümanlar değil etnik kimliği, dış görünüşü, kökeni, dili, dini farklı olan diğer kesimler de nasibini almaktadır. Hiçbirimizin bu vahim tablo karşısında sessiz kalma lüksü yoktur. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla mücadele etmek, o topraklarda yaşayan kardeşlerimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Milyonlarca insanımızın hak ve hukukunu kifayetsiz siyasetçilerin ihtiraslarına kurban edemeyiz. Irkçı medyanın tiraj kaygısının geleceğimizi zehirlemesine izin veremeyiz. Hukuk ve demokrasi içinde uluslararası platformları kullanarak, batıyı veba gibi saran kültürel ırkçılıkla mücadele etmek durumundayız. Hiç şüphesiz bunun yolu da güç birliği yapmamızdan geçiyor.”

‘NE KADAR ÜRETİRSEK SÖZÜMÜZÜN AĞIRLIĞI DA O KADAR ARTACAKTIR’

İslam ülkelerinin ekonomilerini ne kadar güçlendirirse, sözlerinin de ağırlığının artacağını belirten Erdoğan, “Bunun için ham madde ve yarı mamule dayalı bir ihracat yapısı yerine, katma değerli üretim ve ticarete dönük adımlarımızı sıklaştırmalıyız. Tasarruflarımızı yatırımlara tahvil ederek hem kendi insanımızın istihdamına hem de coğrafyamızın kalkınmasına katkıda bulunmalıyız. Toplumlarımızı özellikle de gençlerimizi geleceğinin dünyasının teknik, ekonomik ve sosyal şartlarına en iyi şekilde hazırlamalıyız. Son günlerde şu gerçeğin herkes tarafından idrak edildiğine inanıyorum. Geleceğin dünyasında faize ve tahakküme dayalı, mevcut ekonomik sistem yerini, risk paylaşımının, esas olduğu katılımcılığa bırakacaktır. Uzun vadeli büyük altyapı yatırımlarının finansmanı için sukuk gibi ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması bu noktada önemlidir. Ayrıca milli paralarla ticaret gibi, ekonomimiz ve ticaretimiz üzerindeki kur baskısını ortadan kaldıracak, özgün çalışmalara da hız vermeliyiz. Tüm bu hususlar için İSEDAK bize eşsiz bir platform sunuyor. İSEDAK çalışma grubu toplantılarının düzenli bir şekilde yapılmasını takdirle karşılıyorum” dedi.

‘FİLİSTİN MESELESİNDE DAYANIŞMAMIZ ÇOK ÖNEMLİDİR’

Erdoğan, Filistin meselesinin İslam İş birliği Teşkilatı’nın kurulmasına sebep olan yapı taşlarından bir tanesi olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Kudüs’e sahip çıkmak için İSEDAK kapsamında bir proje başlattık. İSEDAK Kudüs programıyla hem burayı ekonomik olarak güçlendirmek hem de Kudüs halkının sosyo ekonomik şartlarını, bir nebze olsun iyileştirmeyi hedefliyoruz. Filistinli kardeşlerimizin refahını artıracak bu programa siz üye ülkelerimizin de gerekli desteği vereceğine inanıyorum. Kudüs’e yönelik tacizlerin arttığı işgalci İsrail yönetiminin saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde bizim dayanışmamız, çok önemlidir. Aramızda birlik, beraberlik ve etkin bir iş birliği Filistin davasında da diğer alanlarda da başarımızın anahtarı olacaktır.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.